Gerek bir yönetici koçu olarak beraber çalıştığım, gerek özel hayatta tanıştığım kadınların büyük bir kısmının şikayetlerinin temelinde kendileri için başkaları tarafından belirlenmiş olan tanımlara uymak adına; kadınlık öz doğalarından , dişi enerjilerinden ve güçlerinden, sezgilerinden, duygularından, bedenlerinden, ruhlarından kopuk bir yaşam sürmelerinin yattığını gözlemliyorum. Dolayısıyla kimileri kendilerini gerçekleştirememekten, yalnızlıktan, yakın ilişkiler kuramamaktan yakınırken, kimileri sağlıklı sınırlara sahip olunamayan etkinlikler yumağı haline dönüşmüş ilişkiler içinde herkes için her şey olmaya koşullandırılmış bir durumda kendilerini tükenmiş hissetmekten şikayetçi. Bazıları bedenlerine ve güzelliklerine takıntı derecesinde önem verirken, bazıları bedenlerinden ve bedensel ihtiyaçlarından bihaber olarak yaşıyor. Kimileri kendilerini sadece eşine ve çocuklarına ya da işlerine ve kariyerlerine, vs adayarak rollerinin dışında kendilerinin kim olduklarını unutmuş şekilde otomatiğe bağlamış olarak sürdürüyorlar hayatlarını. Bazıları aşırı duygusal tepkilerle kurban rolunu oynarken, bazıları erkeklerin kulvarında daha erkeksi özelliklerle yarışmakta.
Kadınların öz doğalarıyla ve bedenleriyle kopuk bir şekilde yaşaması sadece duygusal ve zihinsel problemler yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda fiziksel rahatsızlıklar olarak da kendisini gösteriyor. Kadın hastalıklarında, ağrılı ve problemli adet dönemlerinde , kanserde, oto immun hastalıklarda gün geçtikçe daha büyük bir artış söz konusu.
Zamanımız kadınlarının kimisi dışarıdan her şeye sahip gibi görünseler de, toplum tarafından başarılı, prestijli, güzel, güçlü, iyi bir aileye sahip, vs olarak adlandırılsalar da, kendi içlerine baktıklarında hep bir şeyler eksik, bir tatminsizlik duygusu hakim. Tanımlayamadıkları bir şeye özlem duygusu ağır basıyor. Öz doğalarından, yaşam kaynaklarından beslenemeyen kadınlar boşalan içlerini dışarıdan gelecek bazı şeylerle doldurmaya çalışıyorlar ya da çeşitli aneztezilerle kendilerini uyuşturmayı tercih ediyorlar. Sürekli bir açlık hissiyle , bir şeyler kaçırıyorum hissiyle temastalar, çünkü aslında bir şekilde serumla besleniyorlar, ölmeyecek kadar besin alıyorlar ama yaşamdan tat alamıyorlar, dışardan duygusal, ruhsal olarak beslenmeye bağımlı durumdalar. Bu durum sürekli bir kaybetme korkusu getiriyor, çünkü kendi dışında ister fiziksel, ister duygusal ya da ruhsal nelerden beslendiğini zannediyorsa , bunların hayatından çıkması durumunda aç kalıp ölmekten, yok olmaktan korkuyorlar adeta. Kendi merkezlerini kaybediyorlar, dışarıdan gelebilecek herhangi bir şeyden hemen etkilenir oluyorlar, bu sayede tüm güçlerini dışarıya vermiş oluyorlar. Dışarıdan bir kimsenin ya da bir şeyin onları bulunduğu durumdan çıkarmasını, onları doyurmasını , beslemesini bekliyorlar, beyaz atlı prenslerini beklermişcesine. Kimileri terapistler, depresyon ilaçları, tüketimle, kimileri çeşitli eğitim ve kitaplarla, kimileri yemek, alkol, ilişkiler gibi çeşitli bağımlılıklarla farkında olmadan hep içlerindeki bu boşluğu doldurma çabası içinde buluyorlar kendilerini. Çünkü çok derinlerde bir yerde öz doğalarıyla uyum içinde yaşamadıklarını, hatta ona ihanet ettiklerini biliyorlar. Aslında onlar da çok iyi biliyorlar ki beyaz atlı prens diye bir şey yok. Dışarıda onları kurtaracak birileri de yok. Atalarımız çok güzel söylemiş, taşıma suyla değirmen dönmez. Kendi içlerindeki kaynakla buluşup, onu kullanmayı öğrenmedikçe, sürekli bir açlık ve susuzluk halinde yaşamlarını sürdürmekten başka seçenekleri kalmayacak, o zaman kendi istedikleri bir yaşamı değil , onlar için sunulan ya da razı oldukları bir yaşamı seçmiş olacaklar. Halbuki kadınların ben gerçekten ne istiyorum sorusunu kendilerine sorma cesaretini göstermeleri gerekiyor. Bu da kendini gerçekten tanımayla ve farkındalıkla olabilecek bir şey.
Çok sevdiğim “Kurtlarla Koşan Kadınlar” adlı kitabın yazarı Clarissa Estes ‘in öz doğamız olmadığında yaşamımızın neye benzeyeceğine dair çok etkileyeci bir yazısı var:
Öz doğamız olmadığında kadınlar onun gönül sohbetini işitecek ya da kendi içsel ritimlerinin vuruşlarını kaydedecek kulaklardan yoksun kalır.
Onsuz, kadınların içgözleri karanlıklara bürünmüş bir el tarafından kapatılır ve günlerinin büyük bir bölümü, kısmi felç yaşatan bir can sıkıntısı ya da türlü hüsnükuruntularla geçer.
Onsuz, kadınlar ruhlarının bastığı yerin sağlamlığını yitirirler. Onsuz, neden burada olduklarını unutur, hareket etmeleri gerekirken durur, durmaları gerekirken hareket ederler. Onsuz, çok fazla ya da çok az şey üstlenir ya da hiçbir şey yapmazlar. Onsuz ateş üstündeyken bile suskundurlar. O, kadınların düzenleyicisidir, duygusal yüreğidir, fiziksel bedeni düzene sokan insan yüreğinin aynısıdır.
Oysa zihnimizin yanında bedenimizin bilgeliğini, sezgilerimizi de kullansak ; yumuşaklığın, beklentisizliğin, şevkatin içindeki gücümüzü, bilgeliğimizi hissedebilsek ve sahiplensek...Var olabilmek için, kendimizi bu denli kasmanın ve bu kadar çaba harcamamızın gerekmediğini anlasak. Evrene güvenip kendimizi bir bırakabilsek...İşte o zaman her şeyi kontrol etmeye çalışmanın bedelini göreceğiz, kalbimiz huzur bulacak, içimizdeki gömülü Tanrıça’yı keşfedip, ifade edebileceğiz.
Kaynağımızla, öz doğamızla irtibata geçebilmek için öncelikli olarak kaynağımızdan koptuğumuzun, hortumla beslendiğimizin farkına varmamız gerekiyor. Çoğumuz maalesef öyle büyük bir uyku içindeyiz ki canımızın yandığının bile farkında değiliz, önce canımın yandığını farketmem gerekiyor ki acımı dindirmek için bir şeyler yapabileyim. Dolayısıyla bu yazıyı okurken biraz içiniz sıkıldıysa ve kendinizden de bir parça bulduysanız bu iyi bir işaret, sakın umutsuzluğa kapılmayın, uyanmak için ilk adımı atabilirsiniz böylece, bu öz doğanın dışarı çıkma zamanının geldiğinin göstergesi, bu fırsatı iyi kullanın. Bunu hissettiğinizde kendinizi acıların kadını olarak görüp kendinize acıyabilirsiniz ya da dayanamayıp kendinizi uyuşturmaya çalışabilirsiniz çeşitli aneztezilerle ya da kendinize türlü türlü yalanlar söyleyerek. Ya da büyük bir kararlılık ve odakla yaşamınızın sorumluluğunu ele alıp gerçekten istediğiniz bir yaşamı yaratmak için eyleme geçebilirsiniz. İçinize, kaynağınıza doğru bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Siz hangisini tercih ediyorsunuz? Yazılanlar sizin için çok yabancıysa ne mutlu size, demek ki siz uyanma yolunuzda baya bir aşama kat etmişsiniz ya da hiç kopma yaşamadınız. Ama dikkat edin, kendinize yalan söylüyor olmayın sakın, bu farkındasızlığın bir oyunu olmasın! Çünkü bazı durumlarda kör noktalarımızı fark etmek çok zor olabiliyor. Öyle siyah gözlüklerle bakıyoruz ki, önümüzdeki bariz şeyleri göremeyebiliyoruz. Eğer kendinize yalan söylemediğinize eminseniz o zaman sizler de diğerlerine destek olabilmek için kolları sıvayabilirsiniz.
Biz kadınlar olarak kendi dişi özelliklerimize değer vermedikçe, onları birer zayıflık olarak görüp bastırmaya çalışıp, başka bir cins gibi olmaya çabaladıkça asla kendi gücümüzü elde edemeyeceğiz ve kendimizi daha da değersiz hissedeceğiz. Kendimize bunu yaparken, birbirimize destek olmazken, başkalarının farklı davranmasını bekleyemeyiz. Önce kendimiz dişi tarafımızın değerini anlayıp, onu sahiplenmeliyiz, kadınlığımızla gurur duymalıyız. Dünyanın dişi enerjiye, farkındalık sahibi, şevkatli, yaratıcı, yumuşak, besleyici, bilge dişi enerjiye ihtiyacı var. Ama önce kendimizin kendimize ihtiyacı var. Kendinize, kaynağınıza doğru yolculuğa çıkmak için daha ne bekliyorsunuz?
Aylin Kafalı Deniz
22 Eylül 2011 Perşembe
Alışılmadık Yol
Alışılmadık yoldan gitmeye karar verdiğinde,
Kaybolacaksın belirsizlikte, bilemeyeceksin ne yöne gideceğini.
Kestiremeyeceksin nerede olduğunu ya da nasıl hareket edeceğini.
Umutsuzluğa düşeceksin, bazen inancını yitireceksin,
Tek desteğin bilinmeyen olacak.
Onunla yolunu bulacaksın, pusulan bileceksin bilinmeyeni hatta.
Siste yürür gibi sadece ilk atacağın adımı göreceksin.
Sana inanmayanlar çıkacak,
Ya da yaptıklarını deli saçması bulanlar.
Başaramayacağını düşünecekler, kimileri üzülecek senin için.
Kimileri de vazgeçirmeye çalışacak seni yolundan.
Belki küçük düşeceksin, aşağılanacaksın, düşeceksin,
Ya da anlaşılmayacaksın, kabul görmeyeceksin.
Belki de sen böyle olduğunu sanacaksın, aslında hiçbiri gerçek değilken.
Kafanda yarattığın asılsız senaryolarla savaşacaksın,
Caydırmaya çalışacak egon seni türlü düşünceler ve yalanlarla.
İç çatışmaya düşeceksin, canın yanacak.
Bunlar olacak ya da olmayacak ne fark eder, aldırma bunlara.
İzin verme bunların senin olmasına, seni tanımlamasına .
Üzerine alınma, bırak ne düşünürlerse düşünsünler,
Sana onay vermesinler, değerli bulmasınlar seni.
Sen kendi değerini bil yeter, gerisi boş.
Ya da egon yalan kurgularla seni zehirlemeye çalışsın,
Üstüne alınma, devam et yoluna.
Sen yine de ilk adımına odaklan, takılma başka şeylere,
Onlar gelsinler ve gitsinler.
Her attığın adımın ardından bilgi gelecek sonraki adımına dair,
İşaretleri oku, kulak ver kalbinin sesine.
Her ihtiyacın olan attığın ilk adımda mevcut,
Ne gerekiyorsa o adımda bulacaksın,
Ve sonraki adımını atacaksın.
Ötesini görmeye çalışma, gerek yok beklentiye,
Hepsi bu kadar, attığın adıma odaklan gerisi boş.
Millet ne düşünmüş, ne demiş, nasıl davranmış,
Safsata hepsi, sen kendi adımına bak, boşver milletin adımlarını.
Onların adımlarına bakarsan, önüne çıkan fırsatlara takılıp düşersin,
Onları taş ya da engel olarak görür, kurtulmaya çalışırsın.
Sen kendi adımına odaklan, gerisi külliyen yalan.
Tek gerçek olan atacağın ilk adım.
Siste yürürken atacağın ilk adım…
Aylin Kafalı Deniz
Kaybolacaksın belirsizlikte, bilemeyeceksin ne yöne gideceğini.
Kestiremeyeceksin nerede olduğunu ya da nasıl hareket edeceğini.
Umutsuzluğa düşeceksin, bazen inancını yitireceksin,
Tek desteğin bilinmeyen olacak.
Onunla yolunu bulacaksın, pusulan bileceksin bilinmeyeni hatta.
Siste yürür gibi sadece ilk atacağın adımı göreceksin.
Sana inanmayanlar çıkacak,
Ya da yaptıklarını deli saçması bulanlar.
Başaramayacağını düşünecekler, kimileri üzülecek senin için.
Kimileri de vazgeçirmeye çalışacak seni yolundan.
Belki küçük düşeceksin, aşağılanacaksın, düşeceksin,
Ya da anlaşılmayacaksın, kabul görmeyeceksin.
Belki de sen böyle olduğunu sanacaksın, aslında hiçbiri gerçek değilken.
Kafanda yarattığın asılsız senaryolarla savaşacaksın,
Caydırmaya çalışacak egon seni türlü düşünceler ve yalanlarla.
İç çatışmaya düşeceksin, canın yanacak.
Bunlar olacak ya da olmayacak ne fark eder, aldırma bunlara.
İzin verme bunların senin olmasına, seni tanımlamasına .
Üzerine alınma, bırak ne düşünürlerse düşünsünler,
Sana onay vermesinler, değerli bulmasınlar seni.
Sen kendi değerini bil yeter, gerisi boş.
Ya da egon yalan kurgularla seni zehirlemeye çalışsın,
Üstüne alınma, devam et yoluna.
Sen yine de ilk adımına odaklan, takılma başka şeylere,
Onlar gelsinler ve gitsinler.
Her attığın adımın ardından bilgi gelecek sonraki adımına dair,
İşaretleri oku, kulak ver kalbinin sesine.
Her ihtiyacın olan attığın ilk adımda mevcut,
Ne gerekiyorsa o adımda bulacaksın,
Ve sonraki adımını atacaksın.
Ötesini görmeye çalışma, gerek yok beklentiye,
Hepsi bu kadar, attığın adıma odaklan gerisi boş.
Millet ne düşünmüş, ne demiş, nasıl davranmış,
Safsata hepsi, sen kendi adımına bak, boşver milletin adımlarını.
Onların adımlarına bakarsan, önüne çıkan fırsatlara takılıp düşersin,
Onları taş ya da engel olarak görür, kurtulmaya çalışırsın.
Sen kendi adımına odaklan, gerisi külliyen yalan.
Tek gerçek olan atacağın ilk adım.
Siste yürürken atacağın ilk adım…
Aylin Kafalı Deniz
18 Aralık 2009 Cuma
Başucu Dua'm
Aldığım her nefeste, nefesini hissetmeme
Her seste, sesini duymama
Her yerde, seni görmeme
Her kokuda seni koklamama
Her tatta seni tatmama izin ver.
Lütfen her zaman benimle ve bende ol,
Tüm hücrelerimde, duygularımda, düşüncelerimde.
Her kişide, her yerde, her sistemde,
Her zihinde, her kalpte, her ruhta ol.
İyi günlerde beraber kutlayabilmek,
Zor günlerde zorlukların üstesinden beraber gelebilmek,
İlahi sevgi ve huzuru Bir’likte yaşayabilmek için.
Şimdi kalbimi herkese ve herşeye tamamen açabilmek,
Kutsal gücümü yeniden hatırlayabilmek için
Senin desteğine,
Ve senin sevgine ihtiyacım var...
Lütfen yoluma ışık, bana klavuz ol.
Hakikati yaşama cesaretimi korumama,
Tüm evrenle bağlantımı hissetmeme yardım et.
Böylece tüm kalbimle Sana bağlanır,
Sınırsız güç ve sevgimi tüm benliğimde hissederek
İlahi ışığımı tüm evrene,
Ve yeniden Sana akıtabilirim.
Aylin Kafalı Deniz
Her seste, sesini duymama
Her yerde, seni görmeme
Her kokuda seni koklamama
Her tatta seni tatmama izin ver.
Lütfen her zaman benimle ve bende ol,
Tüm hücrelerimde, duygularımda, düşüncelerimde.
Her kişide, her yerde, her sistemde,
Her zihinde, her kalpte, her ruhta ol.
İyi günlerde beraber kutlayabilmek,
Zor günlerde zorlukların üstesinden beraber gelebilmek,
İlahi sevgi ve huzuru Bir’likte yaşayabilmek için.
Şimdi kalbimi herkese ve herşeye tamamen açabilmek,
Kutsal gücümü yeniden hatırlayabilmek için
Senin desteğine,
Ve senin sevgine ihtiyacım var...
Lütfen yoluma ışık, bana klavuz ol.
Hakikati yaşama cesaretimi korumama,
Tüm evrenle bağlantımı hissetmeme yardım et.
Böylece tüm kalbimle Sana bağlanır,
Sınırsız güç ve sevgimi tüm benliğimde hissederek
İlahi ışığımı tüm evrene,
Ve yeniden Sana akıtabilirim.
Aylin Kafalı Deniz
23 Kasım 2009 Pazartesi
Presence
I am present in
Where I am.
And present in
Where I am not.
I have my presence in my absence ,
And my absence in my presence.
It is my presence
And absence together,
That creates life,
And brings joy.
It is up to me,
I live my life fully,
Or miss it all.
Aylin Kafalı Deniz
Where I am.
And present in
Where I am not.
I have my presence in my absence ,
And my absence in my presence.
It is my presence
And absence together,
That creates life,
And brings joy.
It is up to me,
I live my life fully,
Or miss it all.
Aylin Kafalı Deniz
22 Kasım 2009 Pazar
En İyi Arkadaşlarıma Elveda!
Paha biçilmez bir maske koleksiyonum var benim,
Yaşamım boyunca biriktirdiğim,
Ve en iyi arkadaşlarım bildiğim.
Nereye gitsem,
Onları da beraberimde götürdüm hep,
Yüzümde, bedenimde,
Sesimde, gülüşümde,
Acımda, sevgimde...
Ve tüm arkadaşlarım içinde,
Sizlerle tanıştırmak istediğim
Üç tanesi benim favorim:
Güç maskem,
Sevgi maskem,
Ve sükunet maskem.
Şimdi sizlerin huzurunda,
Bu en iyi arkadaşlarıma
Teşekkürlerimi, ve minnettarlığımı iletiyorum,
Yıllar yılı sadece bana olan sevgilerinden,
Beni koruma çabalarından dolayı.
Artık yaşamımdaki rollerinin bittiğini görerek,
Çıkarıyorum bütün maskelerimi.
Ve elveda diyorum en iyi arkadaşlarıma.
Aylin Kafalı Deniz
Yaşamım boyunca biriktirdiğim,
Ve en iyi arkadaşlarım bildiğim.
Nereye gitsem,
Onları da beraberimde götürdüm hep,
Yüzümde, bedenimde,
Sesimde, gülüşümde,
Acımda, sevgimde...
Ve tüm arkadaşlarım içinde,
Sizlerle tanıştırmak istediğim
Üç tanesi benim favorim:
Güç maskem,
Sevgi maskem,
Ve sükunet maskem.
Şimdi sizlerin huzurunda,
Bu en iyi arkadaşlarıma
Teşekkürlerimi, ve minnettarlığımı iletiyorum,
Yıllar yılı sadece bana olan sevgilerinden,
Beni koruma çabalarından dolayı.
Artık yaşamımdaki rollerinin bittiğini görerek,
Çıkarıyorum bütün maskelerimi.
Ve elveda diyorum en iyi arkadaşlarıma.
Aylin Kafalı Deniz
11 Kasım 2009 Çarşamba
İyi ki Doğdum!
Doğum günüm bugün benim .
İyi ki Doğdum!
İyi ki Yaşıyorum!
Gerçek özümün ışığında,
Özgürce, tutkuyla,
Mış gibi yaşamaktan uzak.
Uyanıyorum an be an,
Sınırlarla çevrili rüyalardan,
Zihnimdeki tüm hipnozlardan.
Bugün benim uyanma günüm.
Hayatımda aldığım en güzel hediyemi
Açıyorum sonsuzlukta.
Ne güzel şeymiş yaşamak.
Süzülürken ilahi kutsallık denizinde,
Tüm sarhoşluğumla,
Demir atmak dünyaya,
Bedende olmanın tüm keyfiyle.
Bugün benim doğum günüm.
Bugün benim uyanma günüm.
İyi ki doğdum!
İyi ki uyanıyorum!
İyi ki yaşıyorum!
Aylin Kafalı Deniz
İyi ki Doğdum!
İyi ki Yaşıyorum!
Gerçek özümün ışığında,
Özgürce, tutkuyla,
Mış gibi yaşamaktan uzak.
Uyanıyorum an be an,
Sınırlarla çevrili rüyalardan,
Zihnimdeki tüm hipnozlardan.
Bugün benim uyanma günüm.
Hayatımda aldığım en güzel hediyemi
Açıyorum sonsuzlukta.
Ne güzel şeymiş yaşamak.
Süzülürken ilahi kutsallık denizinde,
Tüm sarhoşluğumla,
Demir atmak dünyaya,
Bedende olmanın tüm keyfiyle.
Bugün benim doğum günüm.
Bugün benim uyanma günüm.
İyi ki doğdum!
İyi ki uyanıyorum!
İyi ki yaşıyorum!
Aylin Kafalı Deniz
3 Kasım 2009 Salı
Nefes
Aldığım her nefesle
Yaşamı içime çeker,
Her nefes verişimde,
Salıveririm dışarı.
Her nefeste doğar,
Her nefeste ölürüm.
Yaşarım ben sadece,
Tek bir nefesimde.
Ne tek başınadır doğum,
Ne de yalnızdır ölüm.
İki ayrı yüzüdür bunlar,
Tek bir gerçekliğin.
Tek bir yaşamın.
Öyleyse doğum
Ya da ölüm diye,
Yaşamı ayırmak neden?
Yaşarım ben nefesimle.
Yaşarım ben nefesimde.
Aylin Kafalı Deniz
Yaşamı içime çeker,
Her nefes verişimde,
Salıveririm dışarı.
Her nefeste doğar,
Her nefeste ölürüm.
Yaşarım ben sadece,
Tek bir nefesimde.
Ne tek başınadır doğum,
Ne de yalnızdır ölüm.
İki ayrı yüzüdür bunlar,
Tek bir gerçekliğin.
Tek bir yaşamın.
Öyleyse doğum
Ya da ölüm diye,
Yaşamı ayırmak neden?
Yaşarım ben nefesimle.
Yaşarım ben nefesimde.
Aylin Kafalı Deniz
28 Ekim 2009 Çarşamba
Uyan Güzelim!
Uyan güzelim,
Uyan artık!
Yetmedi mi sana,
Uyuduğun yıllardır,
Kendini unuttuğun,
Bir kafese koyduğun?
Daha ne bekliyorsun,
Zamanı çoktan geldi.
Tren kalkmak üzere,
Koş, son vagona yetiş!
Seni bekliyor dışarda,
Yıllardır görmediğin hakikat.
Hep özlemle tutuştuğun,
Ama hiç cesaret edemediğin,
Kapısını biraz olsun aralamaya.
Kalk güzelim,
Kalk artık!
Artık yakışmaz sana uyumak ,
Maskeler sende duramaz,
Kalbin buna dayanmaz.
Uyan güzelim!
Artık hakikate uyanma vakti.
Artık cesaret vakti.
Perde kalkıyor,
Koş, yakala kuyruğundan.
Aylin Kafalı Deniz
Uyan artık!
Yetmedi mi sana,
Uyuduğun yıllardır,
Kendini unuttuğun,
Bir kafese koyduğun?
Daha ne bekliyorsun,
Zamanı çoktan geldi.
Tren kalkmak üzere,
Koş, son vagona yetiş!
Seni bekliyor dışarda,
Yıllardır görmediğin hakikat.
Hep özlemle tutuştuğun,
Ama hiç cesaret edemediğin,
Kapısını biraz olsun aralamaya.
Kalk güzelim,
Kalk artık!
Artık yakışmaz sana uyumak ,
Maskeler sende duramaz,
Kalbin buna dayanmaz.
Uyan güzelim!
Artık hakikate uyanma vakti.
Artık cesaret vakti.
Perde kalkıyor,
Koş, yakala kuyruğundan.
Aylin Kafalı Deniz
26 Ekim 2009 Pazartesi
Ben'i Nerelerde Arıyorsun Sen?
Ben’i nerelerde arıyorsun sen?
Uzaktaki hedeflerde,
Olmayacak bir durumda,
Geçmiş pişmanlıklarda,
Son umut olarak da ölümde mi?
Ben’i nerelerde arıyorsun sen?
Farklı dinlerde,
İlginç kültürlerde,
Çeşitli kitaplarda,
Sayısız eğitimlerde mi?
Yıllardır arayıp durdun Ben’i,
Kah orda, kah burda,
Bıkmadan, usanmadan,
Bazen umutla,
Bazen de hüsranla.
Yıllardır arayıp durdun Ben’i,
Her yerde,
Tek bir yer dışında.
Kendin dışında...
Oysaki ben sana çok yakınım,
Nefesinden de öte.
Ben sendeyim.
Sen Ben’desin.
Uzaklarda arama Ben’i.
Aç şu kilitli kapılarını,
Kendine doğru.
Şunu iyi bil ki,
Dışarıda yok senden ötesi.
Bir görebilsen kendini
Benim gözlerimden,
Göreceksin işte o zaman
Sendeki Ben’i,
Ben’deki seni.
Ve o zaman çok iyi bileceksin,
Nerede bulacağını Ben’i.
Aylin Kafalı Deniz
Uzaktaki hedeflerde,
Olmayacak bir durumda,
Geçmiş pişmanlıklarda,
Son umut olarak da ölümde mi?
Ben’i nerelerde arıyorsun sen?
Farklı dinlerde,
İlginç kültürlerde,
Çeşitli kitaplarda,
Sayısız eğitimlerde mi?
Yıllardır arayıp durdun Ben’i,
Kah orda, kah burda,
Bıkmadan, usanmadan,
Bazen umutla,
Bazen de hüsranla.
Yıllardır arayıp durdun Ben’i,
Her yerde,
Tek bir yer dışında.
Kendin dışında...
Oysaki ben sana çok yakınım,
Nefesinden de öte.
Ben sendeyim.
Sen Ben’desin.
Uzaklarda arama Ben’i.
Aç şu kilitli kapılarını,
Kendine doğru.
Şunu iyi bil ki,
Dışarıda yok senden ötesi.
Bir görebilsen kendini
Benim gözlerimden,
Göreceksin işte o zaman
Sendeki Ben’i,
Ben’deki seni.
Ve o zaman çok iyi bileceksin,
Nerede bulacağını Ben’i.
Aylin Kafalı Deniz
21 Ekim 2009 Çarşamba
Karanlığın İçindeki Işık
Hey sen!
Evet sen, karanlıktan korkan
Ve günleri sadece gündüzden ibaret sayan adam.
Üstüne alınmıyorsun ama sözüm sana.
Benden korkun neden?
Ben ne yaptım sana,
Günün doğuşunu müjdelemek
Ve ışığın yolunu göstermekten başka?
Benden bu kaçış niye,
Neden beni görmezden gelmen?
Sende ben yokmuşum gibi davransan da,
Ben buradayım,
Ben sendeyim.
Bendeki aydınlığı görmediğin sürece,
Bil ki, sadece sana olan sevgimden,
Senin için korkutucu olmaktır görevim.
Karar ver, istediğin ne?
Aydınlık sandığın küçük sanal dünyanda kalmak mı,
Yoksa hakikati yaşamak mı?
Ancak görmeye cesaret ettiğinde,
Kendi yarım dünyanın ötesini,
Başlayacaksın yaşamaya,
Gerçekten,
Tam olarak.
Ve o zaman göreceksin ki
Ne içeride
Ne de dışarıda
Korkulacak bir şey yok.
Ne aydınlık var, ne de karanlık.
Sadece yaşam var,
Sadece şimdi var.
Aylin Kafalı Deniz
Evet sen, karanlıktan korkan
Ve günleri sadece gündüzden ibaret sayan adam.
Üstüne alınmıyorsun ama sözüm sana.
Benden korkun neden?
Ben ne yaptım sana,
Günün doğuşunu müjdelemek
Ve ışığın yolunu göstermekten başka?
Benden bu kaçış niye,
Neden beni görmezden gelmen?
Sende ben yokmuşum gibi davransan da,
Ben buradayım,
Ben sendeyim.
Bendeki aydınlığı görmediğin sürece,
Bil ki, sadece sana olan sevgimden,
Senin için korkutucu olmaktır görevim.
Karar ver, istediğin ne?
Aydınlık sandığın küçük sanal dünyanda kalmak mı,
Yoksa hakikati yaşamak mı?
Ancak görmeye cesaret ettiğinde,
Kendi yarım dünyanın ötesini,
Başlayacaksın yaşamaya,
Gerçekten,
Tam olarak.
Ve o zaman göreceksin ki
Ne içeride
Ne de dışarıda
Korkulacak bir şey yok.
Ne aydınlık var, ne de karanlık.
Sadece yaşam var,
Sadece şimdi var.
Aylin Kafalı Deniz
Aylin hakkında...
Üniversiteden mezun olduğum gün aklımda şu vardı: Şimdiye kadar toplum tarafından uygun görülen şekilde yaşadım, güzelim, başarılıyım, sağlıklıyım, iyi bir ailem var, iyi okullara gittim, iyi bir çevreye sahibim, iyi bir iş buldum ama hala birşeyler eksik, dışardan göründüğü gibi mükemmel değil herşey… Bundan sonra kendimi özümü, gerçek Aylin’i, gerçek tutkumu bulmaya adıyorum dedim. Ve büyük bir azim ve kararlılıkla hep bu tutkuyu takip ettim yaşamımda. O beni bugünlere kadar getirdi, kimbilir daha nerelere götürecek.
Şimdi bir danışman ve koç olarak aynı zamanda danışanlarımın hayallerinin, tutkularının peşinden gitmelerine ve kendi özlerini, gerçek kimliklerini bulmalarına destek oluyorum. Onlar kendi yollarında ilerledikçe, kendi tutkularını yaşamaya başladıkça, benim yolculuğum daha da güzelleşiyor.
Benim için ruh – beden – zihin bütünlüğü çok önemli. Bireysel danışanlarımla çalışırken bu bütünsel yaklaşımımla o anki ihtiyaca gore farklı metodlar kullanıyorum, ama hepsinin ortak bir noktası var: kalpten kalbe çalışmam…
Cleveland, Cape Cod ve Kanada’da Gestalt öğrenimi gördükten sonra
holistik çalışmalarım için dünyanın farklı yerlerinde , farklı eğitimler aldım ve halen alıyorum. Mucizeler Kursu , Hellinger Aile Dizilimleri, Barbara Brennan School of Healing, Developmental Somatic Psychotheraphy, , Zen Terapi, Zen Meditasyon, Transformasyonel Nefes, Psycho-Noetics eğitimleri bunlardan bazıları...
Holistik çalışmalarımın yanında Türkiye’nin önde gelen koçluk firması Marefidelis’in koçlarından biri olarak, birçok büyük ölçekli koçluk ve yönetim gelişimi projelerinde yer aldım. Ayrıca İstanbul’da yapılan Eurasian Gestalt Koçluk Programı’nda öğretim görevliliği yapmaktayım.
Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra bankacılık, medya, reklam, IT, pazarlama, danışmanlık gibi birçok farklı sektörde çalışmış olmam, yönetici koçluğu çalışmalarıma bütünsel yaklaşımın yanısıra bu deneyim çeşitliliğini de getirmeme olanak sağlıyor.
Bu blog aracılığıyla sizlerle kendi yolculuğumu paylaşmak ve sizlerin yolculuğuna yoldaşlık etmeyi umuyorum.
Şimdi bir danışman ve koç olarak aynı zamanda danışanlarımın hayallerinin, tutkularının peşinden gitmelerine ve kendi özlerini, gerçek kimliklerini bulmalarına destek oluyorum. Onlar kendi yollarında ilerledikçe, kendi tutkularını yaşamaya başladıkça, benim yolculuğum daha da güzelleşiyor.
Benim için ruh – beden – zihin bütünlüğü çok önemli. Bireysel danışanlarımla çalışırken bu bütünsel yaklaşımımla o anki ihtiyaca gore farklı metodlar kullanıyorum, ama hepsinin ortak bir noktası var: kalpten kalbe çalışmam…
Cleveland, Cape Cod ve Kanada’da Gestalt öğrenimi gördükten sonra
holistik çalışmalarım için dünyanın farklı yerlerinde , farklı eğitimler aldım ve halen alıyorum. Mucizeler Kursu , Hellinger Aile Dizilimleri, Barbara Brennan School of Healing, Developmental Somatic Psychotheraphy, , Zen Terapi, Zen Meditasyon, Transformasyonel Nefes, Psycho-Noetics eğitimleri bunlardan bazıları...
Holistik çalışmalarımın yanında Türkiye’nin önde gelen koçluk firması Marefidelis’in koçlarından biri olarak, birçok büyük ölçekli koçluk ve yönetim gelişimi projelerinde yer aldım. Ayrıca İstanbul’da yapılan Eurasian Gestalt Koçluk Programı’nda öğretim görevliliği yapmaktayım.
Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra bankacılık, medya, reklam, IT, pazarlama, danışmanlık gibi birçok farklı sektörde çalışmış olmam, yönetici koçluğu çalışmalarıma bütünsel yaklaşımın yanısıra bu deneyim çeşitliliğini de getirmeme olanak sağlıyor.
Bu blog aracılığıyla sizlerle kendi yolculuğumu paylaşmak ve sizlerin yolculuğuna yoldaşlık etmeyi umuyorum.
19 Ekim 2009 Pazartesi
Ben Neredeyim?
Özüme doğru yol alıyorum,
Gündüz gece, gece gündüz.
Karanlıktan aydınlığa,
Aydınlıktan karanlığa.
Ne aydınlığın sonu var,
Ne de karanlığın.
Ne yaşamın sonu var,
Ne de ölümün.
Birşeylere son vermek isteği neden?
Ya da başlatmak isteği?
Herşey başlar, herşey biter,
Herşey yeniden başlar, herşey yeniden biter...
Başlatan kim, bitiren kim?
Yaşayan kim, ölen kim?
Ben kimim? Yaşayan mıyım, ölen miyim?
Cennette miyim, cehennemde miyim?
Cesarette miyim, esarette miyim?
Aşkta mıyım, yasta mıyım?
Ben neredeyim?
Ben her yerdeyim,
Cennette, cehennemde
Cesarette, esarette
Aşkta, yasta
Yaşamda, ölümde
Aydınlıkta, karanlıkta
Tanrı’da, şeytanda,
Yerde, gökte,
Ben her yerdeyim...
Ben sınırsızım,
Nasıl bir yere sığabilirim ki?
Sığdırmaya çalışanlara nasıl izin veririm?
İzin versem bile ruhum buna nasıl dayanır?
Kendi özümü feda etmekten başka ne çarem kalır?
Oysaki ben sınırsızım,
Ben kabına sığmayanım,
Ben her yerde olanım...
Ne bedendir benim sınırım,
Ne zihin, ne de yarattığım dünya.
Ne aydınlıktır benim sınırım,
Ne de karanlık.
Ben bunların hepsiyim, ben O’yum.
Ben her yerdeyim...Ben hiçbir yerdeyim....
Aylin Kafalı Deniz
Gündüz gece, gece gündüz.
Karanlıktan aydınlığa,
Aydınlıktan karanlığa.
Ne aydınlığın sonu var,
Ne de karanlığın.
Ne yaşamın sonu var,
Ne de ölümün.
Birşeylere son vermek isteği neden?
Ya da başlatmak isteği?
Herşey başlar, herşey biter,
Herşey yeniden başlar, herşey yeniden biter...
Başlatan kim, bitiren kim?
Yaşayan kim, ölen kim?
Ben kimim? Yaşayan mıyım, ölen miyim?
Cennette miyim, cehennemde miyim?
Cesarette miyim, esarette miyim?
Aşkta mıyım, yasta mıyım?
Ben neredeyim?
Ben her yerdeyim,
Cennette, cehennemde
Cesarette, esarette
Aşkta, yasta
Yaşamda, ölümde
Aydınlıkta, karanlıkta
Tanrı’da, şeytanda,
Yerde, gökte,
Ben her yerdeyim...
Ben sınırsızım,
Nasıl bir yere sığabilirim ki?
Sığdırmaya çalışanlara nasıl izin veririm?
İzin versem bile ruhum buna nasıl dayanır?
Kendi özümü feda etmekten başka ne çarem kalır?
Oysaki ben sınırsızım,
Ben kabına sığmayanım,
Ben her yerde olanım...
Ne bedendir benim sınırım,
Ne zihin, ne de yarattığım dünya.
Ne aydınlıktır benim sınırım,
Ne de karanlık.
Ben bunların hepsiyim, ben O’yum.
Ben her yerdeyim...Ben hiçbir yerdeyim....
Aylin Kafalı Deniz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)